Ancak beni bu gezimde en çok Muhsin Yazıcı oğlu anısına
yaptırılan park duygulandırdı. Vefatının hemen arkasından yapılmış ve anısına
küçük ama önemli bir anıt dikilmiş. Bu anıt onun ruhunu ve duygularını çok
güzel yansıtmış. Bir zamanlar onun önderliğinde çıkan bir gazete de (Gündüz
Gazetesi) yazar ve yönetici olarak bulunmuş birisi ve hasbel kader onu biraz da
olsa tanıyan bir insan olarak bu anıtta yazılanları okuyunca çok etkilendim. Bu
topraklarda yaşamak çok zevkli ama bir o kadar da zor.
Aslında hayatın kendisi zor ve karmaşık, sanırım onu daha
çok biz karmaşık ve taşınamaz hale getiriyoruz. Sınırlarımızı, kim ve ne
olduğumuzu düşünmeden yeryüzünün efendisiymiş gibi davranıyoruz. Zaaflarımızı
örtüyor, günahlarımızı meşrulaştırıyoruz. Muhsin Beyin ifadesi ile, “Bir
saniyesine bile hâkim olamadığımız, hükmedemediğimiz bir hayat için, bir dünya
için bu kadar fırıldak olmanın anlamı yoktur.” Evet, bir türlü kendimiz olamıyoruz
ve bizim ve evrenin yaratıcısının farkına varamıyoruz. O’na yönelemiyoruz. O’nu
hayatımızdan çıkarınca hayatımız kaldıramayacağımız kadar ağırlaşıyor. Ona
yöneldiğimizde her birimiz için yeni pencereler açılabiliyor. Muhsin beyin
hapiste iken yazdığı ve anıta nakşedilen şiir bunu çok daha güzel bir şekilde izah
ediyor. Şimdi sizi, her gün önünden geçtiğiniz ama kanıksadığınız için artık
okumadığınız ve üzerinde düşünmediğiniz o şiirle baş başa bırakıyorum.
ÜŞÜYORUM
“Bir coşku var içimde bugün kıpır kıpır.
Uzak çok uzak bir yerleri özlüyorum
Gözlerim parke parke taş duvarlarda
Açılıyor hayal pencerelerim
Hafif bir rüzgar gibi süzülüyorum.
Kekik kokulu koyaklardan aşarak
Güvercinler ülkesinde dolaşıyor
Bir çeşme başı arıyorum
Yarpuzlar arasında kendimi bırakıp
Mis gibi nane kokuları arasında
Ruhumu dinlemek istiyorum.
Zikre dalmış her şey
Güne gülümserken papatyalar
Dualar gibi yükselir ümitlerim
Güneşle kol kola kırlarda koşarak
Siz peygamber çiçekleri toplarken
Ben çeşme başında uzanmak istiyorum.
Huzur dolu içimde
Bense sonsuzluğu düşünüyorum
Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum.
Durun kapanmayın pencerelerim
Güneşimi hapsetmeyin
Beton çok soğuk, üşüyorum.”
Güneşe hasretlik çekmek çok acı biliyorum. Ondan uzak olmak
hem beynimizi hem de bedenimizi üşütür biliyorum. Güneşe ulaşabilmek için Pencerelerimizin
açık kalması dileğiyle…