Yaşar Kemal'in romanlarında uzun uzun tarif ettiği Anavarza kayalıkları üstündeki 1000 yıllık duvarlar, aşağıdaki Helenistik devirden kalma forum ve Hadrian'ın zafer takıyla Kozan ve civarı Türkiye'nin bir zenginliğidir
En azından bazı huylarımız değişmeye başladı, artık bazı cesur insanlar kefek tutmaya başlamış adetlere pek aldırış etmiyor. Belediyelerin genel oportünizmi ve halk dalkavukluğunun, alternatifi olmayan bir çaresizlik olduğu gibi yavelerin üstüne hiç umulmadık beldelerin belediye başkanları yürüyor. Ankara vilayetinde Beypazarı ilçe merkezi küçük beldelerin çarpık yapılaşma ve zenginlik hırsıyla tahrip edilmesinin, çirkinleşmesinin pekâlâ önlenebileceğini gösterdi. Eski yapıları ve eski yaşamı korumak da bir modernleşme yoludur, elverir ki bilinçli olarak yürütülsün. İnsanlar eskiyi yaşamayı sever ama eskici olmak zorunda değildir. Ahşap evlerin şartlarına bugünün insanı katlanmak istemez. Ama yenilik bir çirkinlik ve arsız bir arsa spekülasyonu olarak gelmemelidir. Kozan, Çukurova'nın en tipik kasabalarından biri. Tarihi boyunca "Sis" adını taşırdı. Aslında Kozan, Toroslar'dan indirilip yerleştirilen Türkmenlerin yarattığı ilave bölümün adıdır. Sis, Ermeni nüfusun yoğunlukta olduğu zengin, Ermeni eğitim kurumlarının güçlü olduğu bir şehirdi.
Kozanoğlu'nun memleketi Ovanın özelliğinden olacak, sağlık sorunları bitmiyordu. Sıtmayla başlayan çeşitli sorunlar şehrin nüfusunu tehdit ediyordu. Sis önemli bir Ermeni dini merkezdi, eğitim ve sosyal hayat da bunun etrafında gelişmişti. Ortaçağlardaki Kilikya Ermeni Krallığı'nın bu şehri etrafındaki Anavarza harabeleri, bereketli tabiat ve Sis Kalesi gelip geçen seyyahları büyülerdi. 18 ve 19'uncu yüzyıllarda, Toroslar'ın merkezi idare için bir problem olmaya başlayan göçebe Türkmen aşiretleri bu bölgeye yerleştirildi. İskan hiç de kolay iş değildir. 19'uncu yüzyıl Çukurovası'nın içinde bulunduğu hercümerci anlamak için Cevdet Paşa'nın "Maruzat" ve "Tezakir"ini okumak yeterlidir. Avşarların yaşadığı trajedi; dağlarda temiz hava ve suya alışan, hayvancılıkla geçinenlerinin Çukurova'daki sulu tarım, bataklık ve sivrisineklerle baş edemediği açıktır. "Kozanoğlu" bu dönemin direnişini temsil eden bir beydi ve Kozan, yerleşen Türkmenlerin bölgesi olarak Sis'in yanı başında büyüdü. Yaşar Kemal'in romanlarında uzun uzun ve lezzetle tarif ettiği Anavarza kayalıkları üstündeki 1000 yıllık duvarlar, aşağıdaki Helenistik devirden kalma forum ve Hadrian'ın zafer takıyla Kozan ve civarı bu ülkenin bir zenginliğidir. Kozan'daki Hoşkadem Camii, Çukurova'daki Memluk hakimiyeti devrinin en çarpıcı örneğidir. Memluklar devri aslında Çukurova'nın belirli ölçüde ziraatinin geliştiği dönemdi. Bu hoş camiye 1950'lerde özgün mimari üslupla uyuşmayan çirkin bir ilave yapıldı. Şimdi belediye bu çirkin ilaveyi kaldırmak istiyor, iyi de ediyor.
Belediyeyi takdir ettim Kozan'ın çekici eserlerinden biri de "Yaverin Konağı" denen, zengin Ermeni tüccarlardan birinin evi. Belediye bunu da büyük masrafla restore ediyor. Her iki faaliyet de tepki çekiyor tabii. Bunlara aldırmamak lazım. 1000 yıllık kültürün renklerini taşıyan; halk edebiyatımızda Kozanoğlu türküleriyle ve modern edebiyatımızda da Yaşar Kemal'in tasvirleriyle yaşayan bu bölge ve kasaba, kaybolan bazı güzelliklerine avdet etmeli. Belediye Başkanı Kazım Özgan bu ülkenin tarihi mirasa ve güzelliğine vakıf belediyecilerinden. Daha önce Sivas imar müdürlüğü ve Kayseri bölgesi Anıtlar Kurulu üyeliği yapan Kazım Bey restorasyona dikkat ediyor. Caminin etrafındaki sokak, çarşı, eski hamamın hepsi koruma ve düzenleme çalışmaları içinde. Belediyenin prensipler konusundaki inadını çok takdir ettim. Keşke aynı titizlik büyükşehir belediyeleri tarafından da benimsense. Süleymaniye ve Piyale Paşa camilerinin etrafını kastediyoruz. Ankara'da Ulus Meydanı'nı, İzmir'de Konak Meydanı ve Kemeraltı Çarşısı'nı kastediyoruz. Beypazarı ve Kozan bu tip gelişmelerde taşra belediyelerinin büyük şehirlerin belediyelerinin önüne geçtiğini gösteriyor.
http://www.milliyet.com.tr/2006/12/10/pazar/yazortay.html |