04 Eylül 2010 Cumartesi
 MENÜ
  Anasayfa
  Kozan Videoları
  Konuk Defteri
  Künye
  Şehir Rehberi
  Kozan
 Haber Top 5
Baykan; Bu Bir Parti Meselesi Değildir

Tümsiad’dan iftar etkinliği

Kozan’da bir ilk Hacivat-Karagöz

Her parkta iftar devam ediyor

Çağ KPSS kursu yeni sezona hazır

 Son Sayımız
BU HAFTAKİ SAYIMIZ
Kardeş Siteler
 Şehmus Baysal ile
Amatörce
 Turizme Dair
Turizme Dair
 Kimler İzliyor
 Notlar
Hayata Dair Küçük Ama Önemli Notlar
 İstatistik
Online : 22
Bugün : 3216
Toplam : 1955697
 Kaptanın Köşesi
KAPTANIN KÖŞESİ (KARÜKATÜR)
KOZAN GAZETECİLER DERNEĞİ
Niyazi Ramazanoğlu 04.08.2010

1889 yılında Tarsus’ta doğdu. Eğitimini tamamladıktan sonra Adana Lisesi’ne müdür olarak atandı. Birinci Dünya Savaşı sonrasında Adana ve çevresinin işgali haberleri üzerine harekete geçti. Adana’nın işgalinin önlenmesi için yetkili makamlara başvurdu. Fakat hiç birinden iyi bir sonuç alamadı.

 

Mustafa Kemal Paşa, Yıldırım Orduları komutanı olarak 31 Ekim 1928 günü Adana’ya geldi. Adana’ya geldiği günden beri halkla ilgilenerek, onları uyarmağa çalıştı. Bu arada Adana iline bağlı sancaklardan gelen temsilcilerle Adana’nın aydın ve ileri gelenleri ile konuşuyor, durumun kötüye gitmekte olduğunu açıklayarak önleyici tedbirlerin şimdiden alınması gerektiğine işaret ediyordu. Bilhassa halkın silahlandırılması üzerinde ısrarla duruyor ve ordunun silahları verebileceğini söylüyordu. Bu toplantı ve görüşmelerde Mersin sancağını o zaman Adana Lisesi müdürü olan Niyazi Ramzanoğlu temsil etmekte idi. Mustafa Kemal Paşa’nın fikir ve tasavvurları bu temsilciler kanalı ile bağlı bulundukları şehir ve kasabalara aktarılıyordu. (1)

 

Mustafa Kemal Paşa Adana’da yaptığı toplantıların birinde “ Çukurova’nın düşman tarafından deniz yolu ile Mersin’den işgal edilmesinin çok muhtemel olduğunu, halk ve asker gelinceye kadar sahil muhafız jandarmasının düşmanı oyalaması gerektiğini söyledi. Onun konuşmasından sonra söz alan Niyazi Ramazanoğlu, “ Müttefikimiz olan koca devletlerle birlikte başaramadığımız galibiyeti, ellerindeki kaval tüfeklerle kamburu çıkmış müstahfiz(askerliğin son çağı) jandarmalar, aç ve susuz halk, yorgun ve bitkin, harpten usanmış askerlerle nasıl yapabiliriz? Bundan sonra yapacağımız iş galip devletler fikir mücadelesidir.” dedi ve bu cevap Paşa üzerinde kötü bir etki ve üzüntü uyandırdı. Bununla birlikte diğer bir toplantıda yurdu kurtarmak yolundaki düşüncelerini açıklayan Mustafa Kemal Paşa’ya Adana’nın zengin ve çiftçileri teminat vermişler, kasalarının anahtarlarını uzatarak “Buyurunuz! Varlığımız ve canımız emrinizdedir” dediler. Bu sözler Mustafa Kemal Paşa’nın geleceğe güvenle bakması açısından çok etkili olmuş ve bu etki o anda parlayan gözlerinde ışıldamıştı.

 

Mustafa Kemal Paşa, Adana’da ordusuz bir komutan olarak, Adanalı aydınlarla ve Adana sancaklarından gelen temsilcilerle görüşerek, doğudan gelecek saldırılara karşı şehrin nasıl savunulacağı konusunda birçok kez fikir alış verişinde bulundu. Torosların Gülek Boğazı kısmına ve Misis’e istihkâmlar kazdırdı. (2)

 

 Mustafa Kemal, 10 Kasım 1918 tarihine kadar kaldığı Adana’dan ayrılırken, “ Adanalılar! Bizim için savaş bitmemiştir. Asıl savaş bundan sonra başlayacaktır. Silahlarınıza hâkim olunuz” sözleri ile savaşa ilk hazırlık emrine Adana’da vererek İstanbul’a geçti.  (3)

 

 Mustafa Kemal Paşa’dan sonra Ramazanoğullarından olan genç Tevfik Bey ve bir gurup vatansever Adanalılar ile bir araya gelerek işgali protesto kararı verdiler. Bu kararı her gece gizli olarak toplantı yaptıklar Tevfik Ramazanoğlu’nun evinde aldılar. (4)  

 

Tevfik Bey’in evinde alınan protesto kararını uygulamak için bir heyet oluşturuldu. Protesto mektubunun hazırlanması için harekete geçildi. Protesto metni Adana Erkek Lisesinde müdürlük görevini yerine getiren tarihçi Niyazi Ramazanoğlu tarafından kaleme alındı. Kaleme alınan metin tüm içeriğiyle toplantıya katılanlara okundu. Herkes tarafından uygun görüldü. Toplantıdan sonra Tevfik Bey, Adana Milletvekili Suphi Paşa’ya, Belediye Başkanı Kadri Ramazanoğlu’na, Müftü Mehmet Tahir Efendi’ye ve Adana’nın köklü eşraflarından Hüseyin Ramazanoğlu’na metnin altını imzalattırdı. Başta İstanbul olmak üzere tüm kamuoyuna duyulması için ilgili yerlere gönderildi. Fakat bu protestoda pek işe yaramadı. Adana 18 Aralık 1920 günü işgal edildi. (5)

 

Adana’nın işgalinden sonra işgal kuvvetlerine karşı daha ilk günlerden mücadeleye başlayan birkaç insandan biri de Nizayi Bey oldu. Ahmet Remzi Yüreğir ile görüştükten sonra Adana adlı bir gazete çıkarma kararı verdiler. Gazete ilk günlerinden itibaren işgal güçlerine karşı tavır ortaya koydu. Adana’nın işgalinin haksızlığını yazdılar. Bunun üzerine gazete Fransızlar tarafından kapatıldı. Ölüm tehditleri altında kalan Ahmet Remzi Yüreğir, Adana dışına çıktı.

Adana gazetesinin kapatılmasına neden olan diğer bir olay da, tarihçi Niyazi Ramazanoğlu’nun makalesidir. Niyazi Ramazanoğlu, gazetenin 8 Ocak 1919 günlü sayısında “ Mehmet Yüreğir” takma adıyla “ Devletimizin Kuruluş Günü Münasebetiyle” başlığı taşıyan yazısında, özetle şu konulara değinir: “ Komşularıyla daima namuskarane ilişkiler kuran köklü ve yüce bir milletiz. Muhtelif din ve ırka mensup bulunanların asırlarca birlikte yönetmekte olduğu büyük kabiliyet gösteren, vatanın her köşesini kendine özgü uygarlığı ile değerlendiren namusunu, istiklalini, milli haysiyetini her şeyden üstün tutan bu millet her zaman saygıya layıktır.

 

Güngörmüş olan bu büyük milletin bugün ne kabahati vardır? Padişahı, hükümeti ona, vatan için silah başına dedi. O görev aşkıyla koştu. Ona yolun ilerisini gösteren oldu mu? Büyük bildiği milletlerin yaptığını o da yaptı. Onlar gibi çarpıştı. Onlar gibi öldü. Bunda onun ne gibi bir günahı var? Çanakkale’de Gazze’de onunla çarpışanlar söylesin? Bu asil milletten mertlikten başka ne gördüler? Evini barkını bırakarak cephelere koşan, kanlarını döken bu aslanlar yurdunun kimler elinde kaldığını nereden bilsinler? Onların cephe arkasında yapılan yolsuzluklardan ne hissesi var? Aydınlığın seslerini yükseltecek gençler ölmüyor muydu? Allah için söylensin, bu halkın ne günahı var? Kadınlar dul, yavrular yetim kaldı. Okullar boşaldı. Ocaklar söndü. Köyler viraneye döndü. Yürekler onulmaz yaralarla doldu. Türk’ün de elbet soracak hesabı var. Fakat ne günahı var?” (6)  

 

Adana’yı işgal eden Fransızlarla birlikte şehir merkezine dolan Ermeniler Adana halkı üzerinde baskıyı arttırmaya başladılar. Adanalılar bu durumdan rahatsız olduklarını Fransızlara ilettiler. Fakat Fransız işgal valisi Albay Bremond, tüm bu şikâyetlerin karşısında Ermenileri durdurmak şöyle dursun, onlara destek olacak kararlar aldı. İlk iş olarak da resmi dairelere ve sokaklara Türk bayrağının asılmasını yasakladı. (7)

 

İşgal ile birlikte Fransız ve Ermeniler Çukurova’nın Ermeni yurdu olduğuna dair iddialarını halka baskı yaparak arttırdılar. Bu sırada bu toprakların Türk yurdu olduğunu her konuşmasında dile getiren Niyazi Ramazanoğlu, araştırmalar yaparak Çukurova’nın Türk yurdu olduğunu, Ermeniler bu topraklarda hiçbir bağının bulunmadığını ispat eden bir kitapçık hazırladı. Bu kitapçık işgal kuvvetlerinin bir baskını sonucunda bulunarak yakıldı. (8)  

 

Bayrak asılmaması yasağına rağmen, Adana Erkek Lisesi binasında Türk bayrağımız dalgalanıyordu. Erkek lisesi Taş köprünün altından akıp giden Seyhan nehrinin güney kıyısında kurulmuştu.  Albay Bremond, lisede Türk bayrağının dalgalanmasından ve Niyazi Bey tarafından milliyetçi öğrencilerin yetiştirilmesinden rahatsızdı. Bu olay karşısında Vali Nazım Bey’i sıkıştırdı. Lisenin müdürü olan Niyazi Ramazanoğlu vilayete çağrıldı. Derhal bayrağın indirilmesi emri verildi. Oralı olmadı. Albay Bremond’a, “ lisenin resmi bir daire değil, kutsal bir kültür yuvası olduğu, bayrak indirilirse Türklerin milli duygularına büyük bir darbe vurulacağını ve bayrağı indirmeyeceğini” söyledi. Bu cevap üzerine Vali Nazım Bey tarafından görevine son verildi. Fedakâr, cesur ve vatansever Niyazi Bey, bu durum karşısında çok üzüldü. Günlerce kahrından uyuyamadı. Bir gece bavulunu topladı. İçinde vatan derdi, trene bindi ve Adana’dan ayrıldı. İstanbul’a gitmek için yola çıkmıştı. (9)  

 

İstanbul’a vardı. Orada Kilikya Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti yönetim kuruluna girdi. Milli mücadelede yerini aldı. Kilikyalılar Cemiyeti’nin kurulmasında aktif rol oynadı. (10)  Dışişleri Bakanı Bekir Sami Bey’in Londra’daki müzakere heyetine müşavir olarak katıldı. (11) Ankara Antlaşması üzerine, Türkiye –Suriye hududunun belirlenmesinde, Dışişleri Bakanlığı Hukuk Müşaviri olarak görev aldı. (12) Çukurova’nın kurtuluşunda ve savaş sonrasında çok büyük hizmetleri olan Niyazi Ramazanoğlu 1965 yılında vefat etti.

 

 

1-     Kemal Çelik, Milli Mücadelede Adana ve Havalisi, s. 42 

2-     Abidin Arslan, Atatürk ve Adana, Adana 1984,s.2

- Kurtuluş savaşında İçel, s. 29- 30

3-     Şeref Genç, Yurdun Kurtarılmasında Fikirle Mücadele,

      Kuvayı Milliye, Nisan 1967, 28 

4-     Yusuf Ayhan, Çukurova Albümü 

5-     Kasım Ener, Çukurova Kurtuluş Savaşında Adana Cephesi, s. 27

6-     Taha Toros, Kurtuluş Savaşında Çukurova, s. 30 -31 

7-     Kasım Ener, Çukurova Kurtuluş Savaşında Adana Cephesi, s. 31 

8-     Cezmi Yurtsever, Ekspres Gazetesi, Aralık 1989   

9-     Kasım Ener, Çukurova Kurtuluş Savaşında Adana Cephesi, s. 31

- Taha Toros, Kurtuluş Savaşında Çukurova, s. 57

                  - Damar Arıkoğlu, Hatıralarım, s. 70 -71

                    - Esat Özoğuz, Adana’nın Kurtuluş Mücadelesi hatıraları, s. 24

            10- Taha Toros, Kurtuluş Savaşında Çukurova, s.58 

            11- Taha Toros, Kurtuluş Savaşında Çukurova, s. 237   

                   - Kasım Ener, Çukurova Kurtuluş Savaşında Adana Cephesi, s. 268

12- Taha Toros, Kurtuluş Savaşında Çukurova, s. 279

 

 

 

 

Anasayfaya Dön
Copyright © 2007 - 2008 KOZAN HABER Web Dizayn : GÖKDENİZ